
| Bir parça biberi ısırdıktan sonra ağzından alev fışkırdığını hisseden araştırmacı Prof. Paul Bosland, ''Bu biber bir rekoru hak ediyor'' diye düşündü. Guinnes rekorlar kitabı yetkilileri de onunla aynı kanaate vararak, anavatanı Hindistan olan dünyanın en acı biberi olarak ''bhut jolokia''yı onayladı. Biberin yerel adının ''ruh biberi'' olduğunu belirten Prof. Bosland, ''Herhalde, yedikten sonra ruhunuzu teslim ettiğiniz için bu adı vermişler'' diye latife yapıyor. Bhut Jolokia'nın acılığı Scoville ölçeğine göre 1.001.304 birim. Bu, ünlü acı biber Red Savina'nın neredeyse iki katı.. New Mexico'da yetişen normal yeşil biber, yaklaşık 1500 Scoville birimi acılık taşıyor.. |
Uzun zamandır birbirini görmeyen Dursun ile Temel kahvede karşılaşırlar.
Dursun başlar anlatmaya;
-Ula Temel, artuk yaşlanduk. Ayaklarım, kollarım, başum, anlayacağın her bi yerim ağriyi. Bu yaşliluk ne kötü bişeydur da. Sen nasilsun bakayum?
Temel cevap verir;
-Eyiyum eyiyum. Anamdan doğduğum gibiyum. Başumda saçum yok, ağzumda dişum yok. Altuma edeyrum haberum yok...

Ellerimiz duygularımızı ele veriyor. Dahası karakterimizi aksettiriyor. Konunun uzmanları da ellerimize, onları kullanış tarzımıza bakıp, halimizi anlıyorlar.
KONACAK YER BULAMAYAN ELLER
Dikkat edin karşınızdaki kişi, konuşurken ellerini koyacak yer bulamıyorsa, onun çok çekingen, tedirgin olduğunu söyleyebilirsiniz. Toplum içinde başarılı olmayan ve içine çok kapalı olan insanlar, tepkilerini once elleriyle dile getiriyor ve heyecanlandıkları içinde ellerini koyacak yer bulamıyor
YARI AÇIK ELLER
Otururken ya da konuşurken ellerini yarı açık tutan insanlar, için psikiyatristler ''en güvenilir insanlar'' diyor. Bunlar sır saklamasını iyi biliyor. Herkesle rahat diyalog kurabiliyor ve dost olabiliyorlar. Yeterince cömerttirler.
KAPALI ELLER
Otururken avuçları gözükmeyen, yani yumruk yapılmış ellerin sahibi, hayatlarına dair her şeyi gizlemeyi tercih ediyor. Hatta bazı düşüncelerini kendilerine bile itiraf edemezler. Gizlilik içinde hareket etmeyi seven bu kişiler, paragözdür. Maddi çıkarları söz konusu olduğunda sinirli ve ataktırlar. Cimri olduklarıda söylenebilir.
AÇIK ELLER
Olduğu gibi görünmekten hoşlanan insanlar genellikle ellerini açık tutarlar. Bu insanlar cömert oluyorlar ama sır saklamasını asla bilmiyorlar.
İKİ ELİ CEPTEKİLER
Ellerini cepte tutan insanlar ise anlatmak istediğini bir türlü anlatamayan insanlar.. Genellikle bulundukları yerden rahatsızlıklarını elleriyle dile gatiriyorlar. Korkularından tedirgindirler.
BİR ELİ CEPTEKİLER
Bir elini cebine koyup diğer elini başkasının vücuduna dayayan insanlar egemen, takhakkümcü, dayatmacı tiplerdirler.
HAREKETSİZ ELLER
Elleri yokmuş gibi davranarak hiç harakat ettirmeyen tipleri gördüğünüzde sahibinin dalgın, kendi başona karar veremeyenkişilik yapısına sahip olduğunu söyleyebilirsiniz.
ARKADA BAĞLANAN ELLER
Yürürken ellerini arkaya kenetleyen insanlar, kendilerinin daima haklı olduğuna inanırlar...
Bu zamana kadar bana zincir e-posta gönderen tüm dost ve arkadaşlarıma teşekkürü bir borç bilirim;
Sayelerinde tuvalet temizlemekte kullanıldığı öğrendiğim kolayı içemez oldum.
Aids virüsü taşıyan iğneler kıçıma batar korkusuyla sinemaya gidemez oldum.
Deodorantlar kanser yapıyor diye sayelerinde artık bir pis gibi kokmaya başladım.
Telefon hattımı kullanıp bana borç takarlar korkusuyla telefonlara da cevap vermiyorum.
İçinden fare ya da fare zehiri çıkar diye hiçbir kutu içeceği içmiyorum.
Çok sevdiğim içkime ilaç koyup beni uyuturlar,organlarımı çalarlar ve buz dolu bir küvetin içinde
uyanırım diye bana yaklaşanları da tersliyorum.
Neyim var neyim yoksa satıp hastanede yatan ve büyük ihtimalle ölmek üzere olan çocuklara yatırmayı düşünüyorum.
Mail listesine katılırsam alacağım söylenen para, bilgisayar, cep telefonu ya da gezileri beklemekten de evden dışarı çıkamaz oldum.
Tuz Gölü'ne Konya'nın katkılarından dolayı yemeklerim tuzsuz tatsız.
Msn paralı olacak;Adam yeşerecek mi,sararacak mı beklemekten de gına geldi.
Excel hala ne zaman emekli olacağımızı da bildirmedi.
Bir maili forward etmedim, başıma ne belalar gelecek diye korkuyla beklemekten ruh sağlığımı da kaybettim.
Multipl skleroz olunuyormuş diye diyet ürünleri düşmanıma bile tavsiye etmiyorum.
Yerli malı kullanacağım derken marketlerde barkodu 869 ile başlayan ürünleri aramaktan da gözlerimin biraz daha bozulduğunu farkettim.
Sevgili dost ve arkadaşlarımdan gelen;
'lütfen okuyunuz', 'çok önemli', 'aman virüse dikkat', 'bilmem kim para dağıtıyor', 'en az beş kişiye yolla', 'inanmadım ama doğruymuş', 'kişiliğini test et', 'tıkla para yolla, tıkla yardım et', 'bilmemkim seni gözetliyor', 'bilmem kime mail at, haddini bildir', 'onu yeme bunu ye' şeklinde başlayan kerameti kendinden menkul, nev'i şahsına münhasır bu mailler sayesinde hep beraber 'kafayı çizme'ye ne kadar yakın olduğumuzu da müşahade etmiş oldum.
ŞİMDİ: Eğer bu maili 60 saniye içinde 1200 kişiye göndermezsen...
Bir dost..
.« Önceki :: Sonraki »