Bir parça biberi ısırdıktan sonra ağzından alev fışkırdığını hisseden araştırmacı Prof. Paul Bosland, ''Bu biber bir rekoru hak ediyor'' diye düşündü.
  Guinnes rekorlar kitabı yetkilileri de onunla aynı kanaate vararak, anavatanı Hindistan olan dünyanın en acı biberi olarak ''bhut jolokia''yı onayladı. Biberin yerel adının ''ruh biberi'' olduğunu belirten Prof. Bosland, ''Herhalde, yedikten sonra ruhunuzu teslim ettiğiniz için bu adı vermişler'' diye latife yapıyor. Bhut Jolokia'nın acılığı Scoville ölçeğine göre 1.001.304 birim. Bu, ünlü acı biber Red Savina'nın neredeyse iki katı.. New Mexico'da yetişen normal yeşil biber, yaklaşık 1500 Scoville birimi acılık taşıyor..
 

.

Özgürlük karşıtlarının 'üniversitelere başörtülü öğrencilerin alınmaması' yönünde başlattığı saldırgan eylemler devam ediyor. Özellikle Komünist Partili bazı gençlerin organize ettiği eylemlerde başörtülü öğrenciler, hakaret ve tacizlere maruz kalıyor.

Bu olaylardan biri İstanbul Aydın Üniversitesi'nde yaşandı. Üniversite içinde hiç tanımadığı insanların tacizine uğrayan 20 yaşındaki Nagihan Yılmaz'a yapılanlar, 1957 yılında Amerika'da zenci olduğu için üniversiteye alınmayan Elizabeth Eckford'un yaşadıklarını hatırlattı.

Eckford da Yılmaz gibi okuluna girmeye çalışırken beyaz öğrencilerin tacizine uğramış ve yaşadıkları nedeniyle siyahî öğrencilerin mücadelesine sembol olmuştu. "Bana hakaret edenler, okulun öğrencileri değildi." diyen Yılmaz, yaşadıklarından sonra saatlerce ağlamış. Talihsiz öğrenciyi grubun elinden başı açık arkadaşları kurtarmış.

6 Şubat Çarşamba günü Aydın Üniversitesi'nde öğrenciler arasında yaşananlar, oluşturulmak istenen kaos ortamının en canlı örneğini gösteriyor.

Aydın Üniversitesi'nin Beşyol'da bulunan Halit Aydın Kampüsü'nde başörtüsü takan öğrenciler, kimliği belirlenemeyen gençler tarafından yuhalanarak sözlü ve fiilî saldırıya uğramıştı.

Normal günlerde kimlik kontrolünün ardından turnikelerden geçilerek girilen okula olay günü hiçbir arama yapılmadan dışarıdan ziyaretçi alındığı ortaya çıktı.

Turnikelerin bozulması nedeniyle böyle bir uygulamanın yapıldığı belirtilirken, olay çıkartan gençlerin okulun öğrencisi olmadığı anlaşıldı.

Nergihan Çelen
01 Mart 2008, Cumartesi

.

Gökte 2 Ay olacak
Otomobil logolarının anlamı ne?
Ömrünüzde yalnızca 1 kez görme şansına sahipsiniz! 27 Ağustos'taki bu muhteşem olayı takvimlerinize not alın...

Mars gezegeni Ağustostan itibaren geceleri gökyüzünün en parlak cismi olacak.

Mars çıplak gözle dolunay kadar büyük görünecek...

Mars Dünyaya 34,65 milyon mil yaklaştığında en büyük göründüğü gün olacak.

27 Ağustos gecesi 00:30'da
gökyüzünü izleyin. Dünyanın iki ay'ı varmış gibi görünecek.

Mars'ın Dünyaya bu kadar yakın geçeceği bir sonraki tarih
2287 ...


Çünkü; bugün hayatta olan kimse bu olayı tekrar göremeyecek.

.

Birleşme derken ayrışma, uzlaşma derken kutuplaşma üzerine odaklanan bir zümrenin yapacağı iki şey var: Tahrik ve tahrip. Müspet hiçbir icraatın içinde bulamazsınız bu tipleri.

Ülkenin ekonomisi, sosyal ahengi, huzuru vs. onları ilgilendiren bir konu değildir. İsterler ki ülkede sürekli didişme yaşansın, insanlar saç saça, baş başa kavga etsin. Bu amaca yürüyebilmek için kurumları, kuruluşları, kişileri hedef seçerler. Sonra da yalan-yanlış demeden hedef gösterdikleri kişi ya da kuruluşlar üzerine kampanya yaparlar. Mesela son dönemde suflör emriyle çalışanların hedefinde yeniden Fethullah Gülen var. Nevzuhur oluşumların karanlık bağrından yükselttikleri fiskoslar sayesinde yeni bir atmosfer oluşturmaya çalışanlar, her zaman yaptıkları gibi, önemli bir gerçeği ihmal ediyor: Bu millet nasipsiz öfkelerin kısmetsiz aktörlerini gayet iyi biliyor; tıpkı hayatı yalan üzerine kurmuş dar bir zümrenin kirli ilişkiler içinde yürüttüğü psikolojik savaşın hedefini bildiği gibi. Bu milletin vicdan sezgisi, kendini medya-mafya tahterevallisinde yılışık diyaloglarla pazarlayanların kime hizmet ettiğini bilecek kadar güçlüdür. Yakın tarihte onlarca örneği bulunan "hedef göster, düğmeye bas" senaryosu bayatladı artık. Batırılmış bankaların, hortumlanmış şirketlerin, şantajlanmış meşhurların koynunda büyüyen ve hemen her alana uzanan bir eli öperek medya kariyeri yapanları da iyi bilir bu vatandaş. Neymiş; güya Amerika Gülen'i gözden çıkarmış da, işbirliği teklifi yapmış da, Kıbrıs'la ilgili bir çalışma söz konusuymuş da... Sanki çelişkili lafların gerisindeki sığ düşünceyi hiç kimse bilmiyor. Oluşturulmak istenen psikolojik harbin yıldırma, sindirme taktiklerini kimse anlamıyor ve "bre ahmak, karşında son derece milli ve son derece bağımsız bir şahsiyet duruyor. Bunu görmemek için ya kör olmak lazım yahut..." demiyor.

İlginç olan da şu: Bu ülkede yaşayan ve güya birtakım ulusal değerler üzerinden toplum mühendisliği yapmaya çalışan marjinal bir grup ve onun arkasındaki şebeke, Fethullah Gülen ve onun gibi Anadolu'nun bağrında yetişen herkese karşı inanılmaz bir hınç ve öfkeyle, izansız ve imansız bir intikam duygusuyla yüklenmeye çalışıyor. Konu sadece bir kişiye mahsus olsa; ya da bir alanda yansımaları bulunsa, bunu yanlış algının yol açtığı iletişim kazasına hamledebilirim. Ancak hayatı kuşatan her alanda ve belli özellikleri haiz herkese karşı yapılıyor bu haksızlık. Açıkça not ediyorum buraya: Bu ülkeye hizmet ediyorsanız yaptığınız işe göre değil, inancınıza ve hayat tarzınıza göre bir muameleyle karşılaşıyorsunuz. Şayet Anadolu kökenli iseniz, Müslümanlığı samimi bir şekilde yaşamak gibi bir tercihiniz varsa, duruşunuz daima milli ve insanî ise, hele bir de uluslararası gizli örgütlerden birine müntesip değilseniz, etkin zümre(ler) size hayat hakkı tanımak istemiyor. Maalesef manzara budur! Sanki gizli bir aşiret var bu ülkede ve yapılanma sizin toplum hayatına katılımınızı, çoğulcu demokrasiye iştirakinizi, sivil toplumla bütünleşmenizi sürekli engelleme çabasında.

Mesela Gülen'in eğitim alanında cami kürsülerinden başlayan otuz senelik teşviki söz konusu. Bu güzel teşviklerin ilhamıyla okullar açıldığı, yurtiçinde ve yurtdışında eğitim müesseseleri kurulduğu naklediliyor. Böyle bir icraat ayakta alkışlanmalı, tebrikler, tebciller yağdırılmalı. Ancak hiç de öyle olmuyor. Üç menhus sacayağına dayanan gizli ittifak, Gülen'e kin kusarken, eğitim çalışmalarının binde birini yapmaya gayret eden kendi aşiretine mensup kişilere ödüller dağıtıyor.

Çifte standart örneklerini sıralamaya kalksam bu sütunlar yetmez. Fitne tacirlerinin kavrayamadığı gerçeği burada bir kez daha ifade etmek mecburiyetindeyim: Türk milleti, dostunu da düşmanını da gayet iyi biliyor. Amansız öfkenin, izansız nefretin gerçek sebebine de yeterince vakıf. Bu saatten sonra medyatik linç yapmaya heveslenenler önce maskesini sıyırıp aynaya bakmalı; çünkü ma'şeri vicdan sezgi aşamasından çıkmış, bilgi safhasına yükselmiştir. Ancak karşısındakini mahcup etmemek üzre yoğrulmuş kültürel kimliği ve asaleti yüzünden sükût ediyor. Ve bir de her şeyi, her şeyin sahibine havale ediyor...

22 Mayıs 2007, Salı

Zaman,Ekrem Dumanlı

.

« Önceki ::

width="50">