New York Times'da yayınlanan bir müşterinin bankasına yazdığı mektup...Sayın Banka Yetkilisi, Ben 86 yaşında bankanızda hesabı olan bir müşterinizim. Geçen gün, tesisatçıma 100 dolar'lık bir çek yazdım.Bu çeki kendisi her nasılsa 3 nanosaniyede bankanıza iletmiş olmalı ki, bankanızda değerlendirdiğim fonlardan bu miktar kadarını bozduramadan hesabımdan karşılığı alınmış. Tabii ki hesabımda o an için para olmadığından 30 dolar da faiz ve ceza alınmış. Oysa fonlarımda 1.000.000 dolar vardı.Bu durumu şikayet etmek istediğimde, bankanız telefonunda kişiliksiz, terbiyesiz, banda kaydedilmiş ve yüzsüz bir hanım sesiyle yarım saate yakın boğuştum. Arada müzikler dinledim ve 28 kere değişik tuşlara basmak zorunda kaldım. Ama kimseye ulaşamadım. Bildiğiniz gibi her ay binlerce dolarlık faturalarım, mortgage kesintilerim, kredi kartı ödemelerim var.Bunların hepsinin hesabımdan yapılan otomatik ödemelerini şu andan itibaren İPTAL ediyorum. Bundan böyle, sizden etten kemikten yapılmış dediğimi anlayan ve ingilizce bilen bir müşteri temsilcisi istiyorum.Anlayışla karşılarsınız ki, karşınızdakine en iyi iltifat, onu taklit etmektir.Ben de sizin gibi yapacağım. Müşteri temsilciniz her ödeme için beni arayacak, ve 28 haneden az olmayan benim vereceğim bir şifreyi tuşlayacak. Sonra da, eğer 1 tuşlarsa benden randevu alacak, 2 tuşlarsa bir ödeme ile ilgili mesaj bırakabilecek, 3 tuşlarsa oturma odama bağlanacak,oradaysam cevap vereceğim, 4 tuşlarsa ve uyumuyorsam yatak odama bağlanacak
ve benimle görüşebilecek, 5 tuşlarsa tuvalete, 6 tuşlarsa cep telefonuma ulaşacak, 7 tuşlarsa bilgisayarıma bir mesaj bırakabilecek. 8'e tuşlarsa bunları yeniden dinleyebilir. Arada beklemeler olursa, size söz, elimdeki eski plaklardan ve gramofonumdan güzel bir müzik parçası da dinleteceğim ona.Yalnız sizden ricam, bu işlemler için seçeceğiniz personelinizin kimlik bilgisini, anne kızlık soyadını, noterden alınmış imza sirkülerini ve tapuları dahil mali bilgilerini bana iletmeniz. Bir de sizin gibi bir sözleşme hazırladım. 8 sayfa. Sizinki 42 sayfaydı, ben insaflı davrandım.Bu sözleşmeyi de bana atayacağınız müşteri temsilcisi, bankanız şube müdürü ve bankanız yönetim kurulunun imzalaması ve bana iadeli taahhütlü göndermesi. Bu sözleşme elime geçtikten sonra müşteri temsilcinize kendi belirleyeceğim 28 haneli şifreyi göndereceğim. Bu şifre de her ay değişecelk pek tabii ki.Özür dileyerek bu sözleşme ve işlemler için sizden masraf olarak her ay 20 dolar da talep edeceğim. İşbu şartları yerine getirememe durumunuz varsa, lütfen 1.000.000 dolarımı nakit olarak hazırlayın, yarın alıvereyim.Size hayırlı işler diler, en kısa zamanda bana ulaşmanızı rica ederim.Saygılarımla,Müşteriniz...

.

Uzun zamandır birbirini görmeyen Dursun ile Temel kahvede karşılaşırlar.
Dursun başlar anlatmaya;
-Ula Temel, artuk yaşlanduk. Ayaklarım, kollarım, başum, anlayacağın her bi yerim ağriyi. Bu yaşliluk ne kötü bişeydur da. Sen nasilsun bakayum?
Temel cevap verir;
-Eyiyum eyiyum. Anamdan doğduğum gibiyum. Başumda saçum yok, ağzumda dişum yok. Altuma edeyrum haberum yok...

.

Bu zamana kadar bana zincir e-posta gönderen tüm dost ve arkadaşlarıma teşekkürü bir borç bilirim;

Sayelerinde tuvalet temizlemekte kullanıldığı öğrendiğim  kolayı içemez oldum. 

Aids virüsü taşıyan iğneler kıçıma batar korkusuyla sinemaya gidemez oldum. 
 
Deodorantlar kanser yapıyor diye sayelerinde artık bir pis gibi kokmaya başladım. 
 
Telefon hattımı kullanıp bana borç takarlar korkusuyla telefonlara da cevap vermiyorum. 
 
İçinden fare ya da fare zehiri çıkar diye hiçbir kutu içeceği içmiyorum. 
 
Çok sevdiğim içkime ilaç koyup beni uyuturlar,organlarımı çalarlar ve buz dolu bir küvetin içinde
uyanırım diye bana yaklaşanları da tersliyorum. 

 
Neyim var neyim yoksa satıp hastanede yatan ve büyük ihtimalle ölmek üzere olan çocuklara yatırmayı düşünüyorum. 
 
Mail listesine katılırsam alacağım söylenen para, bilgisayar, cep telefonu ya da gezileri beklemekten de evden dışarı çıkamaz oldum.
 
Tuz Gölü'ne Konya'nın katkılarından dolayı yemeklerim tuzsuz tatsız.
 
Msn paralı olacak;Adam yeşerecek mi,sararacak mı beklemekten de gına geldi.
 
Excel hala ne zaman emekli olacağımızı da bildirmedi.
 
Bir maili forward etmedim, başıma ne belalar gelecek diye korkuyla beklemekten ruh sağlığımı da kaybettim.
 
Multipl skleroz olunuyormuş diye diyet ürünleri düşmanıma bile tavsiye etmiyorum.
 
Yerli malı kullanacağım derken marketlerde barkodu 869 ile başlayan ürünleri aramaktan da gözlerimin biraz daha bozulduğunu farkettim.

Sevgili dost ve arkadaşlarımdan gelen;
'lütfen okuyunuz', 'çok önemli', 'aman virüse dikkat', 'bilmem kim para dağıtıyor', 'en az beş kişiye yolla', 'inanmadım ama doğruymuş', 'kişiliğini test et', 'tıkla para yolla, tıkla yardım et', 'bilmemkim seni gözetliyor', 'bilmem kime mail at, haddini bildir', 'onu yeme bunu ye' şeklinde başlayan kerameti kendinden menkul, nev'i şahsına münhasır bu mailler sayesinde hep beraber 'kafayı çizme'ye ne kadar yakın olduğumuzu da müşahade etmiş oldum. 

 
 
ŞİMDİ: Eğer bu maili 60 saniye içinde 1200 kişiye göndermezsen...

 

Bir dost..

.



İÇİMİ BİR BİLSEN..!


KENDİMCE BİR DÜNYA TAŞIYORUM..


BENİM DÜNYAM PAYLAŞILABİLİR..


SENİN DÜNYANI DA PAYLAŞMAYA HAZIRIM..


ONA DA YER AÇABİLİRİM. BAK..!


AMA PAYLAŞMAK İSTEMİYORSAN DA, LÜTFEN DÜNYAMI BANA BIRAK..!


BENİ YÜZÜSTÜ BIRAKIP GİTME..!


SENİ KOCAMAN SEVİYORUM..


SENİNLE OLUNCA KEYFİME DİYECEK YOK..!


YANIMDA OLMANI, ELİMİ TUTMANI...


BENİM OLMANI..



SANA ŞÖYLE SARILIP YATMAYI İSTİYORUM...

.

« Önceki ::

width="50">